As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

ADD: Cumhuriyet Kadını Eşit Yurttaş Yapmıştı. Ya Şimdi?

MAKALELER

Cumhuriyet Kadını

Mustafa Kemal önderliğinde emperyalizme karşı kazanılan Bağımsızlık Savaşımız, Türk erkeklerinin kadınlarıyla birlikte gerçekleştirdikleri bir destandır. Bu savaşta, Anadolu’nun her köşe bucağındaki Türk kadını ordunun yardımcı hizmetlerine özveriyle koştu. Aynı özveri ve cesaretle cephenin ön saflarında da çarpıştı. Vatanın kurtarılması ve bağımsızlık kavgasına Türk kadınlarının hepsi katıldı.

Örgütlediği çetesinin başında düşmanla savaşırken şehit düşen Gördes’li Makbule Hanım… Osmaniye’de Fransız müstahkem mevki karargahına saldırı sırasında can veren Gönüllüler Müfrezesi Komutanı Tayyar Rahmiye Hanım… Pozantı’da düşmana ağır kayıplar verdiren Gönüllüler Müfrezesi’nin eri Hatice Hanım… İzmit’te bir birliğin komutasında çarpışan Fatma Seher Hanım… Ulusal Kurtuluş Ordumuzun komutanlarından olan babasıyla birlikte bütün cepheleri dolaşan Nezahat Hanım… Hepsi, isimsiz kahraman kadınlarımızla birlikte, tarih sayfalarında ve ulusal destanımızda yerlerini aldılar.

Mustafa Kemal ‘Kurtuluş’tan sonra, Osmanlı döneminde bin bir kısıtlama içinde ve erkeğin gölgesinde yaşamaya alıştırılmış Türk kadınının kurtuluş savaşını başlattı. Mustafa Kemal: “Türk kadını savaş sırasında ülkeye çok büyük yardımda bulundu, herkes gibi o da acı çekti. Bu gün o özgür olmalı, eğitim görmeli, erkekle eşit bir konuma sahip olmalıdır. Buna hakkı vardır” diyordu.

Diğer adıyla Türk kadınının kurtuluş savaşı: ‘Atatürk ilke ve devrimleri’dir. Türkiye’de kadının özgürleşmesi Türk Devrimi’yle gerçekleşti.

Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘Kuruluş’ döneminde, ulus devletimizin temelini Cumhuriyetçilik, Ulusçuluk, Laiklik, Halkçılık, Devletçilik, Devrimcilik ilkeleri üzerine oturttu. Bu altı ilke, hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her zaman korunması gereken temel taşları hem de Türk Kadınının temel değerleridir. Bu ilkelerin yaşama geçirilmesiyle ’Anadolu Aydınlanması’ başlatıldı. Türk kadınını kocasının dengi, eşi, ortağı konumuna getirmek için gerekli devrim yasaları yaşama geçirildi: Yurttaşlar Yasası, Eğitim ve Öğretim Birliği Yasası, 5 Aralık 1934 de verilen milletvekili seçme ve seçilme hakkı ve başkaları…

Mustafa Kemal, kadının en büyük görevinin analık olduğunu belirterek erdemli çocuklar yetiştirebilmenin koşulunu da söyledi:” Kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdır.” Mustafa Kemal ve devrim arkadaşları, Cumhuriyetimizin kuruluşunda kadınların eğitimini devrimlerin temeli olarak gördüler. ‘ Kadın özgür olmadıkça ve toplumsal hayata her alanda katılmadıkça toplumun durgun suyu dalgalanmaz’ yaklaşımı Kemalist devrimlerin parolası oldu.

Eğitim sisteminin akıl ve bilim eksenine oturtulmasıyla kadınlarımız, erkeklerle birlikte eğitim sürecine katıldı. Çünkü kadınlarımız da düşünce ve ahlakça yükseldikçe, kurdukları aile yuvasına ve milletine karşı yararlı bireyler olacaklardır. Bu günün kadını gelecek kuşağın eğitmenidir. Ancak bilgili bir kadın böyle bir görevin üstesinden gelebilir. Bunun için kadın eğitim görmeli, özgür düşünen ve davranan birey olmalıdır. Saygıdeğer bir ana, sözü geçer bir ev kadını, başarılı bir iş kadını, hakkını arayabilen bir insan olması buna bağlıdır. Ulusumuzun yükselmesi kadınımızın yükselmesinden başka bir şey değildir.

Atatürk Cumhuriyeti, Türk erkeği ve kadınına eşit hak ve özgürlükler kazandırdı. Günümüzün Türk kadını da büyük bir çoğunlukla bu hak ve özgürlükleri kullanmaktadır. Ama diğer yandan ömrü uzun sürmüş siyasal İslam çizgisindeki son siyasal iktidar, devlet ve toplumun ‘değişim ve dönüşümü’ yolunda, laik Cumhuriyetle hesaplaşmasına devam etmektedir. Bu yüzden ‘türban’la aldatılmış, hak ve özgürlüklerinin farkında olmayan, erkeğe köle, ağaya ve şeyhe kul, töreye kurban olan ve sırtından sopa, karnından ‘en az üç çocuk’ eksik edilmeyen ve kuma olmayı, nikahsız yaşamayı, şiddeti kader bellemiş kadınlarımız da az değildir. Üstelik bu hakkını aramaz, okumaz, yazmaz, konuşmaz, bilmez, anlamaz ve eğitimsiz, işsiz bırakılmış kadın yığınları kırsal kesimde ve kırsal kesimin taşındığı büyük kentlerin yoksul varoşlarında büyümeye devam etmektedir.

Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkan Türk kadını, Atatürk Cumhuriyetini olduğu kadar kendisini de savunduğunun bilincindedir.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ