As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

2017 Yılının Değerlendirilmesi, 2018 için Öneri Yazıları: B. Safa YENİCE

MAKALELER

                                                                                                                                                   28.12.2017

 

 “CUMHURİYET” ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCENİN TÜRK ULUSUNA ARMAĞANIDIR

                                                                                                                                                 

B. Safa Yenice        

                  

            Dünyamız kapitalist sistemin yapısından kaynaklanan ve belirli aralarla tekrarlanan krizlerinden birini daha yaşamaktadır.   Böylesi zamanlarda vahşi kapitalizm daha da saldırganlaşmakta, ölçüsüz hamlelerle yeni sarsıntılar yaratabilmektedir. 

Bunun ağır bedellerini az gelişmiş ülkeler ve onların mazlum halkları canlarıyla, kaynaklarıyla ödemektedir.

Yine böyle bir dönemi yaşıyoruz ve bunun sonucunda yeni dengeler ve dönüşümlerin olacağını görüyoruz. Yeni dönem için “Tek kutuplu Dünya’nın sona erişi” değerlendirmesi yapılıyor.          

Irkçılığın, mezhep kavgalarının, acılı göçlerin yaşandığı, Avrupa’da bile sağ iktidarların çoğaldığı, insanın değersizleştiği, vahşi sömürü ağlarının genişletildiği bir dönem yaşanıyor.

 ABD Başkanı Trump’ın 68 sayfalık “ulusal güvenlik stratejisini” açıklaması, general Mc Master’in “Soğuk savaşın bitmesiyle başlayan tatil artık sona erdi. Jeopolitik son hızıyla geri geldi” demesi de işaret fişeği olarak gözüktü.

Benzer yaklaşımları farklı ülkelerde de gözlüyoruz. Örneğin Almanya’ya baktığımızda, 23 AB ülkesi PESCO (Savunma Alanında Kalıcı Yapıda İşbirliği) askeri ittifakını kurdu. Savunma ve silah sistemlerini geliştirecekler. Yani bir Avrupa Ordusu gündemde. Almanya bir süre önce, ülkenin savunması ve ordunun uluslararası görevlerini düzenleyen 'Beyaz Kitap' isimli belgeyi de yenilediğini açıklamıştı.

Japonya, 70 yıl sonra yeniden ordu kurup silahlanıyor.  İkinci Dünya Savaşı'ndan yenilgiyle çıkan ve orduları lağvedilen Japonya, yeniden ordu birlikleri kurarak silahlanmaya hazırlanıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, amaçlarına ulaşmak için ülke tarihinin en güçlü ordusunu kurmaları gerektiğini söyledi. Benzeri haberler çoğaldı.

Bu tablo, büyük güçler arası barış ve yumuşak ilişkiler sürecinin sona yaklaştığını gösterir diyenler, çoğaldı.

Kısacası, Dünya bir yandan çok hızlı bir şekilde teknolojik atılım ve gelişmeleri yaşıyor, diğer yandan kapitalist sistem, krizlerini aşabilmek için acımasızca saldırıyor ve gelecek günler için planlar yapıp, tehditler savuruyor. 

Ülkemize dönersek, güneyde büyük güçlerin bölgeye yerleşme ve düzenleme çalışmaları sürüyor. Bölgede yanlış politikalarımız sonrasında, çektiğimiz sıkıntılar acı veriyor.  Yunanistan, Lozan antlaşmasına rağmen gözümüzün içine baka baka adalarımızı işgal edip, silahlandırıyor.

Böyle bir dönemde, bölgemizde ve Dünya da güven yaratmış, Atatürkçü politikalara ne kadar ihtiyaç duyuyoruz. Büyük diplomasi başarıları ile kanlı İkinci Dünya savaşına ülkemizi sokmamayı başaran dış politika yapıcılarının irade ve ufkunu özlemle arıyoruz.

Dünya’da ekonomik, siyasi, askeri dengeler değişirken, bilim ve Cumhuriyet’in deneyimlerinden hiçbir şey öğrenmemiş siyasal İslam’ın, birikimi sınırlı, ortak akla güvenmeyen, bu nedenle de sıkça aldatılıp, düşe kalka öğrendikleri ile ülkemizi yönetmesi mümkün değildir.   

Ülke bütünlüğüne en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde bile, kutuplaştırma ve ayrıştırma gayretlerinin sürdürülmesini akılla izah edemeyiz.

Dış ve iç destekli siyasal İslam projesi, Cumhuriyet’in yetiştirip, hakkını arayan yurttaş yaptığı insanlardan oluşan toplumun, büyük çoğunluğunu yanına çekememiştir.

Cumhuriyetçi güçler büyük potansiyelleri ile Anıtkabir’de, gençlerin coşkularında dimdik ayaktadırlar…

Artık Cumhuriyet gençlerin zihinlerinde de eylemlerinde de daha canlı olarak yaşanmaktadır.

Yoksulluğun yanlış politikaların eseri olduğunu halka anlatamadık.  O nedenle, kullanım ömrü dolmuş olsa da verilen gıdalar insanlarımızı sandıkta etkilemektedir.  Oysa, Cumhuriyetçiler olarak, halkçı devletçi politikaların onlara, kimseye muhtaç olmamaları, onurlu yaşamaları için daha çok iş imkânları yaratmayı hedeflediğini anlatabilmeliyiz

Demokratik Devrimci Cumhuriyet’te nasıl bir düzen kurmayı planladığımız “ADD 2017 Manifestosu” adlı kitapçıkta ana hatlarıyla anlatıldı. Tüm üyelerimiz bu gelecek programımızı dağıtıp, anlattıkça düzenimize ilgi artacaktır.

ADD 2023 Sempozyumu”nda bilim insanlarınca yapılacak sunumlarda, gelecek kurgusu daha da zenginleştirilip, geliştirildikçe, umutlarımız programa dönüşmüş olacaktır.

ÖNÜMÜZDE 3 ÖNEMLİ SEÇİM VAR

Siyasal İslam projesinin yürütücüleri özgür, eşit şartlarda ve hukukun gereğinin yapıldığı seçimlerde kazanamayacaklarını anlamışlardır.  Bu durumu çok sık yaptırdıkları anketlerde görmekteler, 7 Haziran seçimleri ve 16 Nisan halkoylamalarında kaybettiklerinin farkındalar.        

Bu nedenle iktidarda kalabilmek için direneceklerdir. Seçim sistemini değiştirebilirler, ittifaklar konusunda işlerine geldiği gibi farklı yasalar çıkarabilirler, siyasi partiler yasası da dahil her konuyu lehlerine çevirecek düzenlemeler vb. yapacaklardır. 

YSK için yeni yasalar çıkardılar. Bunlarla yetinmeyip, sandık kurulu başkanlarının devlet memurlarından olması sağlanacak. Partilerin sandık müşahitliğini zorlaştırarak, halkın itirazlarını sınırlama yoluna gidebilecek çalışmalar yapabilirler.    

Ancak OHAL yasasını lehlerine kullanmalarına rağmen, KHK’lara rağmen, TBMM’yi devreden çıkarmış olmalarına rağmen, yetkileri tek adam kullanmasına rağmen,  ülkeyi yönetemiyorlar.

Siyasal İslam projesi Mısır’da da çok direndi ama, yönetemedi ve ayakta kalamadı.

Toplumun kutuplaştırılması, ayrıştırılması çalışması devam ediyor. Bu “kinci ve dinci” toplum isteği çok tehlikelidir. Sonunda kontrol edemeyecekleri bir aşamaya gelebilecektir.

Bu seçimleri kadınlarımızla ve gençlerimizle, özellikle büyük şehir başarılarıyla kazanacağız.

Kadınlarımız siyasal İslam’ın en mağdur ettiği kesimdir. Cumhuriyetçiler kadının eve kapatılmasına, ev işine, çocuk bakımına mahkûm edilmesine, mirastan mahrum edilmesine, şiddetle ezilmesine izin veremez. Kadının üretimde, sosyal ve toplumsal hayatta güvencesi devlettir.  Avrupa Birliği’ne üye 28 ülkenin 2016 yılında, ortalama kadın istihdam oranı ise %60,4 iken, bizde bu oran %31,5 oldu (2016 yılı TÜİK verileri). Bu kabul edilemez.

Bugünlerde muhafazakâr bir kadın yazar, “Bizim camianın içinde yetişmiş genç bir sosyolog ve akademisyen, muhafazakâr kesim olarak çocuklarımızı ‘din yorgunu’ yaptık.” diyordu. Bir başka muhafazakâr kadın yazar, “Bugün genç kızlarımız türbanı, gerektiği için giyiyorlar.  Oysa biz farklı şeyler hissediyorduk...” diyor. 

Her kesimden duyulan sesler ve arayışlar, birlikte değerlendirildiğinde, ülkemizin Demokratik Devrimci Cumhuriyet’e ve onun yaraları sarıcı, kadını ile erkeği ile insanca yaşamasını sağlayacak programın beklentisi görülüyor.

 

KARŞI DEVRİMLER SONRASINDA, EN ZOR GERİ GETİRİLEBİLEN, KAYBEDİLEN KÜLTÜRLERDİR

Hocalarımız bilimsel anlamda kültürü, “Bir toplumun üyesi olarak insanın, yaşayarak, yaparak, eğitimle öğrendiği ve aktarıp öğrettiği maddi, manevi her şeyden oluşan bir bütün” olarak tanımlıyorlar.

Cumhuriyet kültürünün bize verdiği, aydınlanma, bağımsız düşünme,  bilimi esas alma, aklı kullanma,  özgür yaşam kültürümüzü kıskançlıkla  korumalı ve geliştirmeliyiz.  

Karşı devrimin hedefi, Cumhuriyet kültürünü yok ederek, yerine boyun eğen, kabullenen, sorgulamayan robotlar toplumunu yaratmaktır. Bu robotların 15Temmuzda emir alıp, insanımızı şehit ettiğini unutmadık.

Cumhuriyet kültürünü çocuklarımıza ve gençlerimize, özellikle kızlarımıza daha çok anlatmalıyız.

Bu nedenlerle Cumhuriyet kültür evleri özgürlüğümüzdür, özgür düşünme ve özgür yaşama evimizdir.

Kültürel dönüşümlerin önemi ve kaybedilmesi halinde geri dönüşünün ne kadar zor olacağı, konusunda daha da sık yazılar çıkmaya başladı. Bu durumu çok sevindirici buluyoruz.

Bazı yazarlar, kültürel ve kurumsal dönüşümler konusunun farkında olunmaması nedeniyle siyaset kurumunu, sol akımları ve bilim adamlarını uyarıyorlar.  Ortak kaygı, siyasal İslam’ın kültürel dönüşümleri bir kez yerleşirse, değiştirilmesinin ne kadar zor olduğunun farkına varın, düşünün tartışın, uyanın diyorlar. Günlük yaşamdaki baskıların, özellikle kadınların özgürlüklerinde etkisine dikkatlice bakın, diyorlar…

AKP Genel Başkanı “Ülke olarak çok önemli mesafeler kat ettik. Ancak bu süreçte iki alanda, eğitimde ve kültürde hedeflediğimiz noktaya gelemediğimizi üzülerek söylemek istiyorum…… Aynı şekilde eğitim ve kültürde adım atmalıyız” demektedir.

Bazı Cumhuriyetçi kesimlerin önemini anlamadığı kültürün dönüşümü konusunun iktidarın gündeminde olması da acı veriyor.   

Kültürel dönüşümün geri dönüş zorluğuna vurgu yapan pek çok bilim insanımızdan öğreniyoruz ki bütün karşı devrimler geri gelebilir. Ancak, en zor geri gelebilen kültür alanındaki dönüşümlerdir.   

Fakat hâlâ bu konunun anlaşılması için daha çok çaba sarf etmemiz gerektiğini görüyorum.  

Unutmayalım, Mustafa Kemal Atatürk konunun önemini hep vurgular ve “Cumhuriyet bir kültür devrimidir “ der.

Biz de sırtımızı kültüre, müziğe, sanata, resime, şiire, edebiyata dayayacağız, oradan güç alacağız ve çocuklarımızın özgürce kendilerini ifade edecek, coşacak, özgüvenle yaşama sarılabilecekleri bir iklimi yeniden kuracağız. Siyasal İslam’ın çocuklarımızı ilk okuldan itibaren bilimden uzak bir eksende eğitmek istemesine karşı, bu vb. hamleler geliştireceğiz.

Cumhuriyet ümmet toplumundan, hakkını arayan yurttaş yaratabilmek için, bu kültürel dönüşümü gerçekleştirmek için, sadece köy enstitüleri, halk evleri vb. ile yetinmedi.

Cumhuriyet üretim ile kültürü bütünleştirdi ve beraberce geliştirdi.   

Yeni yapılan fabrikalarda (Merinos, Nazilli, Kayseri vb.)  üretimle kültürü bütünleştirerek  Cumhuriyet coşkusu yaratıldı.  Fabrikalara üretimden sonra, sosyal etkinlikleri, şiiri, müziği, sinemayı, tiyatroyu, edebiyatı sokarak ümmetten, haklarını arayan yurttaşa geçildi.

Karşı devrim bunu iyi bildiği için müziği, resmi, tiyatroyu, şiiri  ve benzerini  dışlıyor, sınırlandırıyor,  engelliyor...

Araba yapımı için "babayiğit " arayanlar, resimle tanıştırmadığınız,  öğretip, sevdirmediğiniz bir gençlikten, yeni yapmayı düşündüğünüz bir arabanın tasarımını nasıl isteyeceksiniz?  Dünya’nın en kıymetli pamuğuna sahip olan ülkemizde, onu işleyecek araçlarınızın da son teknolojiye uygun olmasına rağmen, neden tekstilde Dünya çapında bir markamız yok... Acaba, tasarımlar konusunda istenilen yerde olmadığımızdan mı? Diğer üretim alanlarında da, sanatın, kültürün üretimle bütünleştirilememesinden kaynaklanan geriye düşüşümüzün pek çok örneklerini sıralayabiliriz. 

Kültürün aydınlığı, yaratıcı özelliği çocuklarımıza şekil verecek. Dünya ya bakışları daha da genişleyecek, dikkatleri gelişecek, daha farklı düşünmeyi öğrenecekler, farklı bakmayı, farklı üretmeyi öğrenecekler... " "Sizden farklı görüyorum", "hayır bence öyle değil, çünkü....." demeye başladıkları zaman öz güvenleri gelişecek, kabullenmeyen toplum, itiraz eden toplum oluşacak...Robotlaşma tehlikesinden kurtulacağız... Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği, Dünya’da başarıları ile tanınan insanlar ülkesi olmaya devam edeceğiz... Kemalistler çağdaşlığı ile, kültür ve bilimden  yana hamleleri ile yeniden yaşama renk katacak ve yine İslam alemine de örnek olacaklardır.  

İşte o zaman karşı devrim kültüre, bilime, akla yenik düşecek...

İşte o zaman, Cumhuriyet bir kez daha kazanacak. Hem de kendi ilkelerinin, devrimlerinin bugüne uyarlanmasıyla.

Bu çabamız, kutuplaştırılmaya devam eden, ayrıştırılmaya devam eden toplumumuzu, önce çocukları kaynaştırarak, birlikte şarkılar söyleyerek, birlikte sevinerek, birlikte coşarak sevgiyi bulacaklar. Sonra da bu çocuklar yakaladıkları huzurlu birlikteliklere ana babalarını taşıyacaklar.  

            Derneğimiz için Cumhuriyet evleri büyük bir hedef… Daha çok emek vererek  zorlukları aşabileceğimize inanıyorum.   Bu düşünceyi ortaya koyan, emek verenlere, kafa yoranlara, başta Sayın Hüseyin Akbulut’a teşekkürü borç bilirim.  

 

YAŞASIN CUMHURİYET