As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

2017 Yılının Değerlendirilmesi, 2018 için Öneri Yazıları: Naci BEŞTEPE

MAKALELER

2017 ULUSAL SORUNLARIMIZ AÇISINDAN NASIL GEÇTİ

2018’DE BEKLENTİLERİMİZ

Naci BEŞTEPE

2017 uluslararası ilişkiler açısından bir önceki yıla göre daha durağan geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın referandum sonucu iç siyasette elinin rahatlamasının dış siyasete de yansıdığını söylemek olası.

Her konuda olduğu gibi dış siyasetimiz ve neticede ulusal güvenliğimiz tek adam yönetiminin risklerini taşıyor.

ULUSAL GÜVENLİK SORUNLARIMIZ

Ulusal güvenliğimiz açısından bazı önemli sorunları şöyle sayabiliriz;

-    Bölücü örgütün sürdürdüğü terör ve bölünme,

-    Güney sınırımızda ABD-İsrail (Kürt) Koridoru oluşturma,

-   Yunanistan’ın Kıbrıs’ı ele geçirme girişimleri ve Ege’deki ada, adacık ve          kayalıklarımızın işgali,

-   TSK’nın durumu,

-   Eğitim ve ahlak.

BÖLÜCÜ TERÖR

Açılım politikasına son verilerek PKK bölücü terör örgütüne karşı Temmuz 2015’te başlatılan operasyonlar ile örgüte önemli ölçüde zayiat verdirilmiş ve baskı altına alınmıştır.

Geçmiş yıllarla kıyasladığımızda terör örgütünün operasyon gücünün oldukça zayıfladığı ve silahlı çatışmalardan kaçındığı görülmektedir.

Örgütün TSK’ya karşı etkisizliğinin bir sebebi de Irak ve Suriye’deki çatışma bölgelerine eleman kaydırmış olmasıdır.

Potansiyel olarak tehdit ortadan kalkmamıştır.

                                                    YUNANİSTAN

Yunanistan, GKRY’nin AB’ye girişini de koç başı gibi kullanarak Kıbrıs’ın tamamını ele geçirme mücadelesini sürdürmektedir.

AKP iktidarının, Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın DENKTAŞ’ı ve geçmiş TC hükümetlerini çözümsüzlüğün sebebi olarak suçlayarak başlattığı hamleler sonuçsuz kaldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da aynı yöndeki yanlış ve önyargılı tutumu adada telafi edilemez kayıplara doğru gidilmesinin önünü açmıştı.

Sonunda TC iktidarı da Akıncı da sorunun Yunanistan ve GKRY’den kaynaklandığını kabul etti. Görüşme masasından kalkıldı (Yunanistan kalkınca) ve büyük yanlıştan dönüldü.

2017’nin Kıbrıs açısından özeti buydu.

Ege Denizi’nde, antlaşmalarla aidiyeti Yunanistan’a devredilmemiş (yani Osmanlı İmparatorluğu’ndan TC’ye miras olarak kalmış) ada, adacık ve kayalıkların işgaline karşı resmen hiçbir adım atılmaması endişe kaynağıdır.

2004 yılında başlayan işgallere iktidarın sessiz kalışı kamuoyundan gizlenen gelişmeler olduğu şüphesini yaygınlaştırmaktadır.

18 olarak sözü edilen adalar büyük ve yakın olanlarıdır. Yoksa toplamı 150’nin üzerindedir. MGK kararı ile belirlenmiştir.

Her birinin, karasuyu ve kıta sahanlığı açısından büyük önemi vardır. Bunların işgaline ses çıkarılmaması Ege Denizi’nde balık avlamaya bile çıkışımızın ve deniz altındaki zenginliklere ulaşımımızın engellenmesine kadar gidebilir.

KORİDOR

Son yıllarda ülkemizi en çok meşgul eden, yakın ve tehlikeli tehdit güney sınırımızda Kürt koridoru oluşturulmasıdır.

Koridoru, Irak kuzeyinden başlayıp Suriye’de devam ettirilerek Akdeniz’e kadar uzatmak, böylece kurulacak olan BÜYÜK KÜRDİSTAN DEVLETİ’nin deniz bağlantısını sağlamak amaçlanmaktadır.

Bu devletin kuruluşu İsrail’in bekası için en büyük güvence olacaktır. Onun için koridor ABD-İSRAİL KORİDORU olarak tanımlanmaktadır.

Irak’ın kuzeyi (Barzanistan) Körfez savaşları sonucunda merkezi iktidardan koparılmış, özerk bir yapıya kavuşturulmuştur.

Irak’ın parçalanmasında ulusal çıkarına aykırı olmasına karşın Türkiye de etkin bir rol oynamıştır.

ABD’den aldığı desteğe güvenen, Musul-Kerkük petrollerinin üzerine konacağı hevesine kapılan Barzani artık bağımsızlık ilan ederek çocuğun adını koymak istemiş ve tüm uyarılara karşın referanduma gitmiştir.

Referandum öncesi Türk hükümeti net ve etkileyici bir tavır ortaya koymamıştır. Devlet yönetimindeki bazı şahısların ve yakınlarının Kuzey Irak ile ekonomik çıkar bağlarının oluşu sebep olarak gösterilmiştir.

Habur sınır kapısının koz olarak ileri sürülmemesi, referandum öncesi ve sonrasında kapatılmasının gündeme dahi alınmaması bu yorumları haklı çıkarmıştır.

Referandumdan çok yüksek oranda bağımsızlık onayı çıkması üzerine iyice cesaretlenen Barzani’nin daha ileri gitmesine fırsat verilmemiştir. Çevre ülkelerinin desteğini alan Irak yönetimi Barzani güçlerinin üzerine giderek kısa sürede işgal ettikleri bölgelerden çıkarmıştır.

ABD’den de beklediği ışığı göremeyen Barzani bir kez daha aldatıldığını ve kullanıldığını anlayarak kaderine razı olmuş, köşesine çekilmiştir.

Ancak bu referandum sonucunun potansiyel bir tehdit olarak buzdolabına konduğu unutulmamalıdır.

IŞİD’in kullanılması ile Suriye kuzeyinde de Irak’taki gibi bir oluşum amaçlanmıştır. Türkiye aynı Irak’ta olduğu gibi burada da hataya düşmüş ve Suriye’nin yanında yer alacağına ABD ile birlikte muhalif grupları desteklemiş, koridoru tesis etmek isteyen Kürt gruplarının (PKK/PYD) AFRİN Kantonu’nun oluşumuna engel olamamıştır.

Temmuz 2015 seçimlerinde yanlışını anlayan TC Hükümeti, 2015’te hendek operasyonlarını, 2016 Ağustosunda da FIRAT KALKANI harekâtını başlatarak Kürt koridorunun önünü kesti.

2017 baharında biten bu harekâtın ardından 2017 sonbaharında İDLİB HAREKÂTI ile koridorun güneyden devam ettirilmesine karşı tedbir alırken AFRİN’in kontrolü için de adım atmış oldu.

2017 yılı, güney sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması, dolaysıyla ülkemize de yansıyacak bölünme girişimlerinin önünün kesilmesi açısından önemli ve başarılı olmuştur.

RAKKA ve MÜMBİÇ ‘in de PKK/PYD unsurlarından arındırılması için hazırlıkların sürdürüldüğü, bunun için uygun zaman ve koşulların beklendiği anlaşılmaktadır.

Suriye Devlet Başkanı Esat’ın PYD’ye yönelik açıklaması (Suriye topraklarını bölen hain örgüt olarak niteledi) bizim açımızdan gelinen noktanın çok olumlu olduğunu göstermektedir.

Burada önemli bir diğer nokta da şimdiye kadar PYD’ye karşı açıkça tavır koymayan hatta örgütü ABD’ye kaptırmamak için doğrudan-dolaylı destek veren Rusya’nın da aynı görüşü paylaşma olasılığının yüksek oluşudur.

Suriye’nin toprak bütünlüğü yolunda ASTANA görüşmeleri başta olmak üzere atılan adımlar ve Türk hükümetinin oynadığı rol önemli ve yerindedir. Hükümetçe, Suriye ve Esat’a karşı takınılan olumsuz tavrın değişmekte olduğu görülmektedir. 2017’nin olumlu gelişmelerinden biri de budur.

BEKAMIZIN GÜVENCESİ TSK

Ulusların bekası milli güçlerine bağlıdır. Bu güçlerin en önemlileri ekonomik güç ve silahlı güçtür.

TSK asırlara dayanan tarihi, zengin birikimi, kökleşmiş geleneksel disiplini ve birikimi ile çağdaş dünyanın en güçlü ordularından biridir.

Tarikat ve cemaatlere tanınan aşırı hoşgörü ve tavizler ile asırlık çınarın içine sızdırılan ağaç kurdu TSK ‘yı kemirmiş ve 15 Temmuz hain darbe girişimi cesaretine erişmiştir.

Yıllara dayanan hazırlıklara ve ABD desteğine rağmen mayası sağlam, kurumsallaşmış yapısı ile TSK hain darbeyi önlemiştir.

Ancak iktidarın TSK’ya ve Cumhuriyetin kurucu ilkelerine karşı olumsuz yargısı ve yaklaşımı da eklenince darbe sonrası önemli sarsıntı geçirmiştir.

Bu sarsıntının etkileri ve artçı sarsıntılar halen sürmektedir.

Askeri okullar, sağlık sistemi ve emir komuta yapısı üzerinde yapılan değişiklikler kalıcı olumsuzluklar yaratacak düzeydedir.

Ordusuz veya zayıf ordulara sahip ülkelerin durumuna en yakından tanık olan Türk milletidir. Suriye, Irak, Libya, Mısır gibi ülkelerin düştüğü durumlar gözlerimizin önündedir.

Askeri liselerin kapatılması yanında Harp Okullarında sürdürülmekte olan eğitim-öğretim ve öğrenci alım sistemleri geleceğe güvenle bakmamıza engeldir.

TSK‘nın çok sağlam temeller üzerinde kurumsallaşmış olduğunun kanıtı darbeden kısa süre sonra Fırat Kalkanı Harekâtı’nın yapılmış olmasıdır.

ÖNCE EĞİTİM

Ülkenin yaşadığı tüm olumsuzlukların temelinde eğitim sistemimizin veya eğitimsizliğimizin olduğu gerçektir. Ahlaksızlıklar, yolsuzluklar, kötü yönetimler, kutuplaşmalar bağnazlıklar vs. hep eğitimle bağlantılıdır.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ yerine başka tarikat ve cemaatler ön almaya, boşlukları doldurmaya çalışmaktadır. Din eksenli yönetime meyilli kişilerden oluşan devlet ve hükümet kademeleri bunlara yol açmaktadır.

Bilimsel ve laik eğitimin yok edilmesi için her şey yapılmaktadır.

2017 eğitimdeki gelişmeler açısından son derece olumsuz geçmiştir.

2018’DE BEKLENTİLERİMİZ

Terör örgütünün yeniden palazlanmasına fırsat verilmeden üzerine gidilmeye devam edilmeli ve silah bıraktırılmaya mecbur edilmelidir.

Yunanistan işgal ettiği adalarımızı boşaltmaya davet edilmeli, adalardaki her hareketi uluslararası alanda dillendirilmeli, yasal kanıt toplanmalıdır.

Yunanistan, gerektiğinde güç kullanmaya kararlı olduğumuza inandırılmalıdır.

Güney sınırımızda yeni bir devletin kurulmasının ön adımı olan koridor oluşturulmasına karşı 2017’de atılan adımlar pekiştirilmelidir.

Suriye ile doğrudan temasa geçilmelidir.

Suriye, Irak, İran ile işbirliğine gidilmeli; Rusya, Çin,  Azerbaycan ve diğer Türki devletlerin desteği alınmalıdır.

ABD ve NATO ile ilişkilerin bozulması-bitirilmesi olasılığına karşı uluslararası dengelerden yararlanma adımları atılmalıdır. Hiçbir birliktelik veya antlaşmanın ulusal bağımsızlığımızı zedeleyecek şekilde oluşturulmasına izin verilmemelidir. ABD ne kadar dost veya müttefik ise Rusya’nın da çok farklı olmayacağı unutulmamalıdır.

TSK genlerine döndürülmelidir. Bunun ön koşulu emir komuta birliğinin sağlanmasıdır.

Askeri okullar tekrar açılmalı ve askeri makamların kontrolüne verilmelidir.

Askeri sağlık ve yargı sistemleri yeniden düzenlenmelidir. Aksi takdirde savaş durumunda zorluk ve olumsuzluklar çözülemez boyutlara ulaşacaktır.

Milli eğitim sistemimiz ulusal, laik ve bilimsel yapıya döndürülmedikçe ne 2018 ne de sonraki yıllar 2017’den daha iyi olmayacaktır.

 

Naci BEŞTEPE

ADD Bilim Danışma Kurulu Üyesi