Erzurum’da ki yetkisiz savcılar, kendilerinin üstü konumunda bulunan Erzincan’da ki Cumhuriyet Başsavcısını gözaltına alıyor, tutuklama isteği ile mahkemeye sevk ediyor ve tutuklattırıyorlar. Yapılan itiraz ret ediliyor.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu toplanarak, yetki sınırlarını aşan Cumhuriyet savcılarını görevlerinden uzaklaştırmak zorunda kalıyor.
Yani bağımsız yargı kendi içindeki bazı siyasi kuruluşlar ve onlarla işbirliği içindeki tarikatlar ve cemaatlerce tezgâhlanmış hukuk dışı uygulamayı kendi iradesiyle önlemeye çalışıyor.
İktidar yargı üzerinde baskı kurmak amacıyla suçu yalnızca görevini yapmaktan ibaret olan HSYK’ya ağır bir dille saldırıyor.
Adalet Bakanı, Başbakan Yardımcısı, AKP Grup Başkan Vekili bağımsız yargıya ağır bir dille müdahale ediyor.
Ne yazık ki sorunu çözmekle görevli ve yetkili olan Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı da olaya başka bir noktadan müdahil oluyor.
Güncel olay fırsat sayılarak ve bu bahane ile “yargı reformu” adı altında T.C. yargı sistemini tepeden tırnağa yeniden düzenleme isteği dile getiriliyor.
Yandaş basın yayın kuruluşları koro halinde HSYK’ya, Yargıtay’a, Danıştay’a karşı savaş açmış durumdalar. Hukuk bazı siyasilerin, işbirlikçi allamelerin ve yandaş gazetecilerin işlerini geldiği biçimde ortaya döktükleri hezeyanları ve söylemleri ile anlatılamayacak ve anlaşılamayacak kadar derin ve ciddi bir iştir. Özel bir eğitim ve öğretim isteyen disiplinler dizgesidir. Buna karşın ne idüğü belirsiz mızıkacılar iş başında ahkam kesmeye devam ediyor. Değişik telden çalgılar var, ancak amaçları aynı. Bir başka deyişle “Maksat aynı amma rivayet muhtelif.”
Sakın bu hengâme Tekel İşçilerinin Direnişini bastırmak, haklarını hukuksal yoldan elde etmelerini önlemeye yönelik olmasın? İşçilerin önderliğinde uyanmaya başlayan halkın bilinçlenmesini önlemeye yönelik olmasın?
Biliyoruz ki düşmanların Amacı Anayasada nitelikleri belirtilen Türkiye Cumhuriyetini yıkmak ve yerine emperyalizmin hizmetinde bir cemaat devleti kurmaktır. Amaçları Delibaşıların, Çapanoğullarının, Anzavurların, Hüsnüyadislerin, Dürrizadelerin, Nemrut Mustafaların, Kürt Saitlerin, Rahip Frew’lerin, kısacası emperyalist saldırganların ve işbirlikçilerinin Kuvay-ı Milliyecilerden ve Türkiye Cumhuriyeti’nden öcünü almaktır.
Ulusal güçlerin ve Türkiye Cumhuriyetini seven tüm Yurtseverlerin görevlerini eksiksiz yapmasının zamanı gelmiştir ve geçmektedir.
Biz Türkiye Cumhuriyetini savunanlar, hukuk devletini, bağımsız yargıyı savunanlar, mücadelemizi, demokrasinin kuralları içinde, cumhuriyetçi güçlerle olan dayanışmamızı da artırarak sürdüreceğiz. Kimsenin bundan şüphesi olmasın.
Cumhuriyet yıkıcıları, yanıldıklarını bir defa daha hüsranla göreceklerdir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.